<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ntv Bilim Dergisi Özetleri &#187; Bilim</title>
	<atom:link href="http://www.ntvbilim.tk/category/bilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ntvbilim.tk</link>
	<description>ve güncel olan her şey...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Feb 2010 17:15:36 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Tüm Alan Denklemi</title>
		<link>http://www.ntvbilim.tk/bilim/tum-alan-denklemi/</link>
		<comments>http://www.ntvbilim.tk/bilim/tum-alan-denklemi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 18:06:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[akım topları]]></category>
		<category><![CDATA[einstein alan denklemleri]]></category>
		<category><![CDATA[einstein tüm alan denklemi]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel evren]]></category>
		<category><![CDATA[hiçlik]]></category>
		<category><![CDATA[sentez çizgi]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[tüm alan]]></category>
		<category><![CDATA[turan zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ntvbilim.tk/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[“TÜM ALAN” enerji, madde ve hiçlikten oluşan değerlerin bütünüdür. Einstein in kütlesel çekim alanından sonra tüm evreni saran kuantum alanı başlar; kuantum alanı enerjinin en küçük birimlerini yorumlar. peki kuantum alanın alt değerleri nelerdir? Bu sonsuza kadar devam edebilir mi acaba? Elbette enerjiyi parçalara ayırdığımızda duracağı bir nokta ve sınır vardır. O nokta hiçliktir. Enerjinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“TÜM ALAN” enerji, madde ve hiçlikten oluşan değerlerin bütünüdür. Einstein in kütlesel çekim alanından sonra tüm evreni saran kuantum alanı başlar; kuantum alanı enerjinin en küçük birimlerini yorumlar. peki kuantum alanın alt değerleri nelerdir? Bu sonsuza kadar devam edebilir mi acaba? Elbette enerjiyi parçalara ayırdığımızda duracağı bir nokta ve sınır vardır. O nokta hiçliktir. Enerjinin en alt birimleri hiçlik sınırında sentez çizgiden geçerler. ya hiçliğe doğru yada enerji ve madde evrenine doğru hareket ederler. sentez çizgi enerji  ve  hiçlikten oluşmuştur. Enerjinin bütünlüğünü kaybettiği ya da kazandığı yerdir. Sentez çizginin evrendeki yeri de kuantum alanının bittiği dış sınırdır. Özetle enerjiden oluşan tüm evrenin sınırlarını çevrelemiştir. Sentez çizgiden sonra hiçlik ve sonsuzluk başlar. Hiçlik ve sonsuzluk, sentez çizgi (üreteç) in tedarikçisidir. Sabit ve mutlak olan hiçlik ve sonsuzluktur. Evren geçicidir.   evren yapılanırken izlediği tüm yolları, yok olacağı zamanda yapılandığı yolları geri izleyerek sonsuzluğa katılacaktır.</p>
<p>Tüm evrende enerji ve madde zinciri vardır. Bu zincir hacimliliğin sonu olan ve sınırı olan evrenle başlar. Bunu süper galaksiler kümesi ve galaksi kümeleri takip eder, sonra galaksiler, sistemler, gezegenler, moleküller, atomlar, çekirdek, proton, guark, lepton, foton, tanecik ve sicimler, manyetik titreşim ve dalgalanma alanı ve en son bilinç alanı vardır. bu devamlılık bilmediğimiz farazi olarak enerjinin en alt birimlerine kadar devam eder.bu devamlılık sonsuzluğun sınırına kadar gelir. Bu sınır sentez çizgisi (üreteç)dir. Acaba evren bu sonsuzluğun ve hiçliğin içinde nasıl var oldu? Burada hiçlik,sentez çizgi ve enerji alanı ortaya çıkıyor. Tüm alanın mutlak üyesi sonsuzluk yani hiçlik kendi uzamında ilk olarak sentez çizgiyi yapılandırıyor; sıfır noktasında var olan sentez çizgi üretece ,sonsuzluk ve hiçlikten yoğun saf bir enerji geçişi başlıyor.</p>
<p>Bu saf yoğun enerjiyle birlikte sentez çizgi(üreteç) bugün ki evren sınırlarından çok daha genişledi. Bu genişliliği böylede anlatabiliriz; eğer bugün ki evren sınırlarını 1 hidrojen atomunun çapına eş değer tutarsak ilk evredeki evreni de 1 hidrojen atomunun parçalanmasıyla ortaya çıkan enerjinin çapıyla eşdeğer tutmak gerekir. İlk evredeki bu yoğun saf enerjiyle atomun alt yapıları oluştukça enerji azalmaya başladı ve atomlar oluştuktan sonra evren sınırıyla evren arasındaki fark tam açıldı. Bu sırada atomların yapılandırdığı moleküller kütle çekimin etkisiyle yörüngelere oturmaya ve reaksiyonlar sonucu oluşan      patlamalarla harekete geçmeye başladılar. Evren fiziki olarak ortaya çıkarken, bir yandan da durmayan devasa patlamaların etkisiyle kendi düzleminde harekete geçmeye başladı. ben bu patlamaların ilkine big bang diyorum. bu hareketlilik genişlemedir. 13.5 milyar yıl geçmesine rağmen hala genişlemeye devam ediyor. Peki bugün ki evrenin ortaya çıkmasında en büyük rolü oynayan sentez çizgi(üreteç)ne durumda? Durum şudur 13. 5 milyar yıldır daralan sentez çizgisi, genişleyen evrenle buluşmamıştır. Buluşma genişlemenin durması ve sıfır noktasına geri gelme durumudur. Peki bu sentez çizgisinin çevrelediği evren devasa sınırlarda iken neden birden boşaldı, neden sentez çizgi evreni sarma hareketi başlattı. Ya da devasa evreni dolduran yoğun saf enerji nereye gitti? İlk fotonların oluşması ile enerji yoğunluğu ve çapı yarı yarıya düştü. Fotonlar atomun alt evrelerini oluşturdu. Onlarda atomu, molekülleri ve maddeyi meydana getirdi. Yoğun enerji atomlarda kendini istifleyerek duran, bekleyen, donmuş enerji durumunu aldı. Duran donmuş bekleyen enerji “MADDE” dir. Madde enerjinin mekanıdır. sonsuzluk hiçlik içinde asılı duran evren, sonsuzluğun “AKIM TOPLARI” durumundadır. Sentez çizgi(üreteç) e bıraktığımız yerden devam edelim; tüm yönlerden daralmaya başlayın küçülen sentez çizgi evrenin merkezine doğru daralma hareketine başlamıştır. Geri dönüş başlayacak geri dönüşte dev kütlelerin birbirine çarpmasıyla yine ilk evre yoğunluğunda saf bir enerjiye ulaşılacaktır.</p>
<p><span id="more-345"></span></p>
<p>Bu defa aklımıza evren bir döngünün içinde midir? sorusu takılabilir. Bana göre ikinci evrede yoğunlaşan saf enerji ilk oluşumdaki gibi maddeye dönüşe başlamayacaktır. Başlayacak olay enerjinin geldiği yolla sentez çizgisinden geri çekilmesidir. En son sentez çizgi yani üreteç sonsuzluğun içine çekilecektir. Evrenin var olma sebebi bilinç üstü sonsuzluk ve hiçliğin ince hesaplarında gizlidir. Bu hesap evrenin ömrünü tam bilemesek de, 50 milyar yıl (farazi ömür) enerji dondurulup bekletilecek gerektiği zamanda sonsuzluk bedenine geri çekilme hesabıdır. Bu hesapta, enerjiyi bir yerde istifleme sanatının sonuçları vardır; bu sonuçlar tüm canlıları, tüm varlıkları ve maddeyi en önemlisi onu sorgulayan aklı ortaya çıkarmıştır.</p>
<p>Kuantum düşüncenin geldiği son nokta olan sicim kuramı bile, alt evreleri olan ve o alt evrelerden sonra mutlak sonsuzluğa bağlı bir durumdur. Yalnız sicim  bağcıklar  değil de, boyutsuz noktalar evrenin işleyişine, düzenine ve atomik yapısına daha yakındır. Sonsuzluktan sentez çizgiyi geçip kuantum alana giriş yapan boyutsuz noktaların alt evreleri de vardır. Bu duruma göre:</p>
<ul>
<li>mutlak olan sonsuzluk hiçliktir.</li>
<li>geçici olan evren ve onun tüm değerleridir.</li>
</ul>
<p>H=HİÇLİK(SONSUZLUK)<br />
S=SENTEZ ÇİZGİ(ÜRETEÇ)<br />
K1=KUANTUM ALAN<br />
K2=KÜTLE ÇEKİM ALANI<br />
E=EVREN<br />
En=ENERJİ<br />
H=S=K1 +K2=E &gt;TÜM ALAN DENKLEMİ<br />
K1+K2=En&gt;TOPLAM ENERJİ VE MADDE EVRENİ</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-347" title="tüm-alan-denklemi" src="http://www.ntvbilim.tk/wp-content/uploads/2010/02/tüm-alan-denklemi.jpg" alt="tüm-alan-denklemi" width="540" height="383" /><br />
(k1+k2) evrenin madde ve enerji boyutunu (S)  geçiş çizgisi ve üreteci (H) ise (S) nin dayanağını oluşturuyor. zaman (H) nin (E) ye tanıdığı vade içindeki tüm devinim ve hareketliliğin genel adıdır.<br />
Sonsuzluğun hiçliğin mutlak olduğunu sentez çizgisi üretecinin tedarikçisi olduğunu söylemiştim. Sonsuzluk enerjiden var olmadı, enerji sonsuzluğun hiçliğin içinde onun kural ve düzenine uygun olarak yapılanıp var oldu.sonsuzluk olmadan enerji olamaz ama enerji olmadan sonsuzluk  devamlı vardır. Sonsuzluğun olmadığı yerde madde ve enerji olamaz. Çünkü üreten yapılandıran ve mekan olan hiçlik ve sonsuzluktur.</p>
<h3>Sonsuzluk Hiçliğin Yapısı</h3>
<ol>
<li>Hiçbir kütle çekim alanı yoktur.</li>
<li>Hiçbir madde ve alt yapısı yoktur.</li>
<li>Hiçbir enerji alanı ve parçacığı yoktur.</li>
<li>Hiçbir yaşamsal iz ve faaliyeti yoktur.</li>
<li>Başı, sonu, altı, üstü, sağ, sol, yan ve yön yoktur.</li>
<li>Algılayabileceğimiz kavramlarla, algılayamadığımız alandır;</li>
<li>Sonsuzluğun yapı ve düzenini hiçbir bilinç açıklayamaz düzeni hiçbir meteryalle ölçülemez. “BİLİNÇ ÜSTÜ” yapıdır.</li>
</ol>
<h3>Sonsuzluğun Hiçliğin Özellikleri</h3>
<ul>
<li>sonsuzluk, sentez çizgisini üretebilen mekandır.</li>
<li>sentez çizgisine (üreteç)e tedarikçilik eden mekan dır.</li>
<li>sonsuzluk, evreni yapılandıran mekan dır.</li>
<li>sonsuzluk, evren veya evrenlere  mekan olan mekandır.</li>
<li>yapılandırdığı evren veya evrenleri yapılandırırken, izlediği tüm yolları geri takip ettirerek sonlandıran mekandır.</li>
</ul>
<h3>Sonsuzluk Hiçliğin Etkinlikleri</h3>
<p>İçinde gezegenimizin, galaksimizin ve yaklaşık 100 milyar  galaksiyi barındıran evrenimiz.<br />
(H) nin (E)ye tanıdığı vade, veya var oluşla yok oluş arasındaki süre zamandır. Başı ve sonu olan evrenin içinde olan her olgunun, her yaratılışın başı ve sonu olacaktır; çünkü tüm olgu ve yaratılışlar özüne sadık şekilde yapılanmıştır.<br />
Evren-ömür zamanın ta kendisidir. Evrende ne hızla gidilirse gidilsin, hareket edip ışık hızını yakalamak ya da gelecekte ışık hızını geçecek araçlar yapmak, evren-ömür saatini farklı algılamamıza sebep olmayacaktır. Zaman ayrılmaz, bölünmez, parçalanmaz bir bütündür; başı ve sonu olan evren içindeki hareketliliğin toplamıdır. 45 yıl gidilecek bir yolu, ışık hızıyla 5,5 yıla düşürmek başlangıçla varış arasında evren saatini bir saniye bile sekteye uğratmayacaktır. Çok aşırı hızdan dolayı araçta ve aletlerde ısınma mekaniklerde durgunluk oluşabilir. Bu durumlar hızlılığın farazi araç üzerindeki etkileridir. Başlangıçla varış arasındaki ölçülebilen iki saatte bir salise bile fark yaratmayacaktır. fark hızla, tüketilen enerjiyle ve aracın içindeki kişinin hızdan etkilenip insani algılamalarının farklılaşmasıyla ilgilidir. Işık hızına ulaşmak başka bir boyuta geçmeyi sağlıyorsa maddenin temeli olan enerjinin bir çeşidi olan ışıkta zamanda yolculuk edebilir demektir. Ama bu imkansız dır. eğer böyle bir şey olabilseydi evrende hiçbir ışık yol alamaz ve ışıma olmazdı.  Sadece karanlıktan ibaret bir evren olurdu. Bunun anlamı şu; ışık, ışık hızını yakalıyorsa çok küçük fark ve denkliklerle her ışık başladığı noktada başka zaman boyutlarına geçiş yapardı ama zaman parçalanıp bölünmediği için böyle bir şey yoktur. Evrenin saati her yerde aynı işlemektedir. 10 milyar ışık yılı uzaktan bize ulaşan ışık ile aramızdaki fark uzaklıktır çıkış ve varış noktasını saatlerinde bir farklılık olmaz.</p>
<p>Sonuç Olarak;</p>
<ol>
<li>Sonsuzluk, algılayabildiğimiz kavramlarla, algılayamadığımız “BİLİNÇ ÜSTÜ ALANDIR”.</li>
<li>Fiziksel evren, etki alanı ve bilinç alanı sonsuzluk içindedir.</li>
<li>Enerji ve maddeyi sonsuzluk bedeninden var etmiştir. Nasıl mı? Algılayamadığımız kavram ve değerlerle.</li>
<li>Sonsuzluk hiçlik başı ve sonu olmasa bile algılayamadığımız kavramlarla oluşmuş olsa bile, bir alandır.</li>
<li>Sonsuzluk hiçlik alanı, evrenin bilinç alanı, etki alanı ve evrenle bir bütündür;bu bütün “TÜM ALANDIR” H=S=K1+K2=E dir.</li>
<li>Bilinç alanı, etki alanı ve evren sonsuzluğun enerji depolama alanıdır.  K1+K2=En dir.</li>
<li>Sonsuzluk hiçlik sentez çizgisi (üreteç) ile varlık alanına giriş yapar,bu giriş saf enerjiyle olur.</li>
<li>Evrenin ilk oluşumunda yoğun saf enerjiyle maksimum genişleyen sentez çizgi, oluştuğu sıfır noktaya doğru küçülmektedir. İlk patlama ve reaksiyonların etkisiyle genişleyen evren, sentez çizginin daralmasıyla genişlemeyi durdurup, geri dönüşü ve içe çöküşü başlatacaktır.</li>
<li>Geri dönüş tamamlandığında çarpma ve parçalanmanın etkisiyle ortaya çıkacak saf enerji yine sentez çizgiyi maksimum boyutta büyütecektir.</li>
<li>Bundan sonra saf enerjiye dönüşen evren yine yapılanıp kütle çekim alanını oluşturmayacaktır. Evren misyonunu tamamlamış, enerjiyi 50 milyar yıl (farazi ömür) bedeninde tutmuş ve bu enerjiyi aldığı yere aktaracaktır.</li>
<li>Sentez çizgi küçülüp, ilk evredeki sıfır noktasına kadar gelip sonsuzluğa gömülecektir.</li>
<li>Evren sonsuzluğun edinimidir, iktisabıdır. Bu edinim enerjinin toplanıp, bekletilip sonsuzluğa geri dönüş hesabıdır.</li>
<li>Madde ya vardır ya da yoktur. Buna göre üçüncü şıkta madde geçiştedir. Madde geçişi de kendi arasında ikiye ayrılır. A)sonsuzluktan evrene geçen B) evrenden sonsuzluğa geçen</li>
<li>Varoluş ile yok oluş arasındaki fark zamandır. Tüm hareketliliğin evren-ömür içinde yorumlanmasıdır. Geçici varlık olan evrenin ömrünün adı “ZAMAN” dır. Evrenin her yerinde çalışan evren saati hiçbir yerde, hiçbir şekilde ne bölünme ne parçalanma  nede ayrılma göstermez.</li>
</ol>
<h3>Yazarın Otobiyografisi</h3>
<p>Şanlıurfa 22.05.1975 doğumlu olup altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuyum. İlkokulu Şanlıurfa Cengiz Topel ilkokulunda okuduktan sonra ortaokulu merkez ortaokulunda okudum. Liseyi de D.Zeki Akpınar lisesinde bitirdim. 95-96 yılı mezunuyum. Bir yıl hazırlık olmak üzere iki yıl,  U.amerikan üniversitesinde okudum. Okul Kıbrıs’ın  Girne şehrindedir. Okulu bırakmamın sebebi maddi durumdan kaynaklandı kötüye giden ekonomimiz ve krizler babamı iflas durumuna getirmiştir. okulu bırakıp geri döndüğümde durumlar daha kötüye gitmeden kendime mersinde özel bir şirkette iş bularak çalışmaya başladım.evli olup bir çocuk babasıyım.makaleyi düşüncemi kağıda dökmemin sebebi benim en büyük hobimin boş zamanlarımda yaşamı dünyayı ve evreni devamlı sorgulayıp araştırmamdan kaynaklanıyor.</p>
<p>Turan ZENGİN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ntvbilim.tk/bilim/tum-alan-denklemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Günlüğüne Cassini Bilimcisi Olmak</title>
		<link>http://www.ntvbilim.tk/bilim/bir-gunlugune-cassini-bilimcisi-olmak/</link>
		<comments>http://www.ntvbilim.tk/bilim/bir-gunlugune-cassini-bilimcisi-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 06:54:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cassini bilimcisi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[cassini uzay aracı]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere bilim yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[sınıflara bilim yarışması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ntvbilim.tk/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[DAY 2009 özel projesi
Öğrencilerin, bir bilim insanının günlük hayatının nasıl olduğunu anlamalarını sağlamak için düzenlenmiş olan Cassini Scientist for a Day (Bir Günlüğüne Cassini Bilimcisi Olmak) projesi, DAY2009′un Uluslararası Özel Projelerinden birisi.
Öğrencilerden beklenen: Eğitim faaliyetleri için ayrılan Cassini Uzay Aracının görüntüleyeceği üç hedeften biri üzerinde çalışıp, en iyi bilimsel sonuç vereceğini düşündükleri hedefi ve nedenlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>DAY 2009 özel projesi</h3>
<p>Öğrencilerin, bir bilim insanının günlük hayatının nasıl olduğunu anlamalarını sağlamak için düzenlenmiş olan Cassini<img class="alignright" title="Saturn" src="http://www.tad.org.tr/astronomi2009/wp-content/uploads/2009/09/saturn_graphic.jpg" alt="" width="249" height="186" /> Scientist for a Day (Bir Günlüğüne Cassini Bilimcisi Olmak) projesi, DAY2009′un Uluslararası Özel Projelerinden birisi.<br />
Öğrencilerden beklenen: Eğitim faaliyetleri için ayrılan Cassini Uzay Aracının görüntüleyeceği üç hedeften biri üzerinde çalışıp, en iyi bilimsel sonuç vereceğini düşündükleri hedefi ve nedenlerini bir kompozisyon halinde yazmak.<br />
Cassini Uzay aracı 11 Ekim 2009’da görüntüleyeceği üç hedef şöyle:</p>
<ul>
<li>Hedef-1: Satürn ve Halkaları;</li>
<li>Hedef-2: Tethys ve Satürn’ün halkaları;</li>
<li>Hedef-3: Titan.</li>
</ul>
<p>8. kez gerçekleştirilecek olan yarışma 2009 Dünya Astronomi Yılı’nı kutlamak için tüm uluslara ve eğitim kuruluşlarına açık. Türkiye’den gelen başvurular Türk Astronomi Derneği tarafından değerlendirecek.</p>
<h3>YARIŞMA KURALLARI</h3>
<p><strong><img class="alignleft" title="Haydi Gençler!" src="http://www.tad.org.tr/astronomi2009/wp-content/uploads/2009/05/day2009poster_orta1.jpg" alt="" width="143" height="270" />Son teslim tarihi</strong> : Kompozisyon yarışması için son gönderim 30 Ekim 2009 günüdür.</p>
<ul>
<li>Yarışma 4.ve 12. sınıf arasındaki tüm öğrencilere açıktır.</li>
<li>Öğrenciler tek başına veya en fazla dört kişilik takımlar halinde çalışabilirler.</li>
<li>Tüm gönderimler öğrencilerin özgün çalışmaları olmalıdır. İzinsiz alıntı içeren başvurular elenecektir.</li>
<li>Her öğrenci yalnızca bir kez başvuru yapabilir.</li>
<li>500 kelimeden daha uzun olan kompozisyonlar diskalifiye edilecektir.</li>
<li>Başvuran kişilerin isim ve iletişim bilgileri 500 kelimelik kompozisyon sözcük sayısına dahil değildir.</li>
<li>Kompozisyonlarda yalnızca metin kullanılmalıdır. Resim veya herhangi bir ek kabul edilmeyecektir.</li>
<li>İletişim becerileri bir bilim adamı olmanın önemli bir parçasıdır. Kompozisyonda ifade edilen fikirlere ilave olarak yazım ve dilbilgisi de dikkate alınacaktır</li>
<li>Başvurular üç gruba bölünecektir:</li>
</ul>
<ol>
<li>4. ve 5. Sınıflar</li>
<li>6. 7. ve 8. Sınıflar</li>
<li>9. 10. 11. ve 12. Sınıflar</li>
</ol>
<h3>BAŞVURU KOŞULLARI</h3>
<ul>
<li>Başvurular e-posta yoluyla, cassini@tad.org.tr adresine gönderilecek.</li>
<li>Başvurular öğretmenler veya veliler tarafından gönderilecek.</li>
<li>Kompozisyon metnini direkt olarak posta kısmına yazın, herhangi bir ek olarak göndermeyin.</li>
<li>Mesaja öğretmenin adı, e-posta adresi ve alan kodu içeren telefon numarası, okul adı ve adresi yazılacak</li>
<li>Başvuran veya makaleye katkıda bulunan öğrencinin/öğrencilerin (en fazla 4 kişi) isim, sınıf ve okul bilgileri yer alacak.</li>
<li>Makale konuları:</li>
</ul>
<ol>
<li>Hedef-1: Satürn ve Halkaları;</li>
<li>Hedef-2: Tethys ve Satürn’ün halkaları;</li>
<li>Hedef-3: Titan</li>
</ol>
<p><em> JPL ve NASA, katılımcı makalelerini NASA’ya ait internet sitelerinde katılımcının adı, sınıfı, okulu, yaşadığı yer belirtilerek yayınlama hakkına sahiptir.</em></p>
<p><em> </em><br />
Kazananlara sertifika verilecek ve birer Galieoskop armağan edilecek.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="Galileoscope" src="http://www.tad.org.tr/astronomi2009/wp-content/uploads/2009/09/galileoscope-with-box.jpg" alt="" width="674" height="379" /></p>
<h3>ÖĞRETMENLERİN DİKKATİNE</h3>
<p>- Yarışmayı bir sınıf ödevi olarak değerlendirebilirsiniz<br />
-  Kazananlar belirlendikten sonra öğretmenlerle irtibata geçilerek öğrencinin/öğrencilerin fotoğrafları istenecek.</p>
<p>Fotoğrafların internette yayınlanabilmesi için velilerin imzalı yetki yazısı göndermesi gerekmektedir.<br />
<strong> İletişim</strong>: cassini@tad.org.tr<br />
<strong> Değerlendirme Jürisi üyeleri</strong>: Zeki Aslan, Ersin Göğüş, Defne Üçer, Arif Solmaz<br />
<strong> Web</strong>:<a href="http://www.tad.org.tr/astronomi2009/?p=2798">http://www.tad.org.tr/astronomi2009/?p=2798</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ntvbilim.tk/bilim/bir-gunlugune-cassini-bilimcisi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düz Yürümenin Bilimi</title>
		<link>http://www.ntvbilim.tk/bilim/duz-yurumenin-bilimi/</link>
		<comments>http://www.ntvbilim.tk/bilim/duz-yurumenin-bilimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 15:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[düz yürümenin bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[max planck enstitüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ntvbilim.tk/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Çölde ya da ormanda kaybolan insanların yollarını bulmaya çalışırken  daireler çizdikleri iddialarini çoğumuz duymuşuzdur.Almanya Max  Planck Enstitüsü bilimadamları bu insanlara yardım eli uzatıyor.

Max Planck Enstitüsü`nden Jan Souman ve ekibi, gönüllü denekleri  ufak bir GPS alıcısı ile düz bir rotada yürümeye çalışma misyonuyla  ıssız bir ormana veya Sahara çölüne bırakmışlar ve çizdikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çölde ya da ormanda kaybolan insanların yollarını bulmaya çalışırken  daireler çizdikleri iddialarini çoğumuz duymuşuzdur.Almanya Max  Planck Enstitüsü bilimadamları bu insanlara yardım eli uzatıyor.</p>
<p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'; font-size: small;"><img class="alignright size-full wp-image-317" style="float: right; border: 0px initial initial;" title="düz-yürümenin-bilimi" src="http://www.ntvbilim.tk/wp-content/uploads/2009/09/fg.jpg" alt="düz-yürümenin-bilimi" width="329" height="246" /></span></p>
<p>Max Planck Enstitüsü`nden Jan Souman ve ekibi, gönüllü denekleri  ufak bir GPS alıcısı ile düz bir rotada yürümeye çalışma misyonuyla  ıssız bir ormana veya Sahara çölüne bırakmışlar ve çizdikleri  yolları deney sonrası analiz etmişler. Yeterince eğlenmemiş olacaklar  ki kimi deneklerin gözlerini bağlayarak ya da güneşsiz günlerde  de aynı deneyleri tekrarlamışlar. Sonuç olarak gözleri bağlı  ya da güneşten görsel ipucu alma imkanı olmayan deneklerin düz  yürümeye çalışınca gerçekten de düzensiz ufak daireler çizdiklerini  bulmuşlar. Enteresan bir şekilde, güneşli bir günde yürüyen deneklerin,  yürüyüş boyunca güneş hareket halinde ufukta hatırı sayılır  bir yol alsa dahi düz bir yol çizmeye devam ettiklerini bulmuşlar  ki bu da insan beyninin güneşin hareketini de hesaba katarak çizdiği  rotayı ayarlayabildiğini gösteriyor. Yazıya eşlik eden ufak fotoğraftaki  sarı rota güneşli havada yürüyen deneklerin, mavi rotalar ise ya  gözleri bağlanarak ya da kapalı havada denenerek görsel ipuçlarından  mahrum bırakılmış deneklerin çizdigi rotayı gösteriyor.</p>
<p>Bu çalışma, Kumkapı çıkışı promil cihazını evde unutmuş  bir polis memurumuzun düz çizgide yürüme testini geçemeyenlere  bilim-destekli bahane kapısını aralamakta. Sağ el işaret parmağıyla  burnunun ucunu bulamayan vatandaşlarımıza destek çıkacak bilimsel  çalışmalar ise sağduyulu bilimadamlarının çalışmalarını beklemekte.</p>
<p><span style="font-family: Palatino Linotype; font-size: small;">Kaynak: </span><a href="http://www.newscientist.com/article/dn17658-we-cant-help-walking-in-circles.html" target="_blank"><span style="font-family: Palatino Linotype; color: #0000ff; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;">http://www.newscientist.com/article/dn17658-we-cant-help-walking-in-circles.html</span></span></a><span style="font-family: Palatino Linotype; color: #0000ff; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></span><br />
Sayın Serhan Zenger&#8217;e bu yazısı için teşekkur ederiz.</p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px;"><img src="file:///C:/Users/HP/AppData/Local/Temp/moz-screenshot.png" alt="" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ntvbilim.tk/bilim/duz-yurumenin-bilimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara Nasıl Bağımlılık Yapıyor?</title>
		<link>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/saglik/sigara-nasil-bagimlilik-yapiyor/</link>
		<comments>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/saglik/sigara-nasil-bagimlilik-yapiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 06:33:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayı bırakmak]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin sigara gerçeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ntvbilim.tk/?p=209</guid>
		<description><![CDATA[Sigara ile alınan nikotin, akciğerlerden hızla emiliyor ve saniyeler içinde beyne ulaşıyor. Beyinde çok sayıda nikotin almacı(reseptörü) var. Bağımlılığın sorumluları da işte bu almaçlar. Nikotin bunlara bağlandığında, beyin hızla ve bol miktarda dopamin salgılıyor. Dopamin, keyif ve tatmin duygusu veren bir madde; ama kısa süreli. Sorunda zaten bu nokta da başlıyor ve vucut bir süre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: normal; font-size: 13px;">Sigara ile alınan nikotin, akciğerlerden hızla emiliyor ve saniyeler içinde beyne ulaşıyor. Beyinde çok sayıda nikotin almacı(reseptörü) var. Bağımlılığın sorumluları da işte bu almaçlar. Nikotin bunlara bağlandığında, beyin hızla ve bol miktarda dopamin salgılıyor. Dopamin, keyif ve tatmin duygusu veren bir madde; ama kısa süreli. Sorunda zaten bu nokta da başlıyor ve vucut bir süre sonra aynı hissi yeniden yaşamak istiyor: ve bir sigara daha!</span></p>
<p><span style="font-weight: normal; font-size: 13px;"><br />
</span></p>
<h3><span style="font-weight: normal; font-size: 13px;"></p>
<div id="attachment_212" class="wp-caption alignnone" style="width: 460px"><img class="size-full wp-image-212 " title="sigara öldürür!" src="http://www.ntvbilim.tk/wp-content/uploads/2009/07/sigara.jpg" alt="sigara öldürür!" width="450" height="300" /><p class="wp-caption-text">sigara öldürür!</p></div>
<p></span></h3>
<p><span style="font-weight: normal; font-size: 13px;">Bir süre sonra, kişi nikotin almadığı zaman şiddetli bir nikotin arzusu duymaya başlıyor. Bu aşamada artık bağımlılık başlamıs oluyor ve huzursuzluk, sinirlilik, başdönmesi, konsantrasyon eksikliği ve iştah artışı gibi yoksunluk belirtilerinin oluşmaması için kişi düzenli aralıklarla sigara içiyor. Ve bu şekilde; insanlar nikotin ve sigara bağımlısı oluyor.</span></p>
<h3>Türkiye&#8217;nin Sigara Gerçegi</h3>
<ul>
<li>Türkiye&#8217;de yaklasık 17 milyon kişi sigara içiyor ve bu da ülke nüfusunun 33,41%</li>
<li>Ülkemizde 18 yaş üstündeki her üç kişiden biri sigara içiyor.</li>
<li>Her yıl tütüne bağlı nedenlerle ortalama 100.000 kişi hayatını kaybediyor.</li>
<li>Pasif içicilik, kalp hastalığı riskini yüzde 25, akciger kanseri riskini ise yüzde 20 civarında artırıyor.</li>
</ul>
<h3>Sigarayı Bıraktıktan&#8230;</h3>
<ol>
<li>20 dakika sonra kalp atış hızı düşer.</li>
<li>12 saat sonra kandaki CO seviyesi normale döner.</li>
<li>2hafta-3 ay sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. Akciğer fonksiyonları artar.</li>
<li>1-9 ay sonra öksürme nefer darlığı azalır.</li>
<li>1 yıl sonra kroner kalp hastalığı riski sigara içen birinin yarısı kadar olur.</li>
<li>10 yıl sonra akciğer kanseri riski sigara içen birinin yarısı kadar olur; ağız, gırtlak, yemek borusu, böbrek, mesane ve pankreas kanseri riski azalır.</li>
<li>15 yıl sonra kroner kalp krizi riski sigara içmeyen birininkiyle aynı olur.</li>
</ol>
<p>Kaynak: Ntv Bilim Temmuz Sayısı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/saglik/sigara-nasil-bagimlilik-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Omega-3 Nedir, Ne İşe Yarar?</title>
		<link>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/omega-3-ve-omega-6-nedir-ne-ise-yarar/</link>
		<comments>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/omega-3-ve-omega-6-nedir-ne-ise-yarar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 18:48:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ntv Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[ntvbilim]]></category>
		<category><![CDATA[ntvbilim haziran sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[omega]]></category>
		<category><![CDATA[omega 3]]></category>
		<category><![CDATA[omega 6]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ntvbilim.tk/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[Hem Omega-3 hem Omega-6 besinlerle birlikte alınması gereken normal gelişimi destekleyen yağ asitleridir.  Omega-6 cilt ve bobrekler için daha yararlıyken, omega 3&#8242;ün esas etkisi sinir sistemi ve dolasım sistemi üzerinedir. 
Omega-6&#8242;nın vucutta omega-3 sentezini yavaslattığı ve metabolizma ürünlerinin fazlasının da zararlı olabildiği biliniyor. Bu nedenle diyetisyenler, daha cok omega-3 tüketimine agırlık verilmesini öneriyorlar. 
Omega-3 yağ asitlerinin çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem Omega-3 hem Omega-6 besinlerle birlikte alınması gereken normal gelişimi destekleyen yağ asitleridir.  Omega-6 cilt ve bobrekler için daha yararlıyken, omega 3&#8242;ün esas etkisi sinir sistemi ve dolasım sistemi üzerinedir. </p>
<p>Omega-6&#8242;nın vucutta omega-3 sentezini yavaslattığı ve metabolizma ürünlerinin fazlasının da zararlı olabildiği biliniyor. Bu nedenle diyetisyenler, daha cok omega-3 tüketimine agırlık verilmesini öneriyorlar. </p>
<p>Omega-3 yağ asitlerinin çok sayıda tipi vardır. DHA ve EPA omega-3 asitleri, kalp rahatsızlıklarını önleyici etkisi bilinen en önemli ikisidir. Bunun dısında, kan basıncını düşürücü, damar saglıgını iyileştirici, kandaki pıhtılasmaları çözücü, yangı (inflamasyon) giderici ve kan dolaşımını hızlandırıcı etkileri de görülüyor. Depresyon ve anksiyete gibi zihinsel hastalıkların tedavisinde de destekleyici özellik taşıyan omega-3 yağ asitlerinin prostat kanserinde tümör gelişimini yavaşlatıcı etkisi de gösterilmiş durumdadır.</p>
<p>Som balığı, ringa, uskumru, sardalye ve hamsi gibi soğuk sularda yaşayan yağlı balıklarda bol miktarda omega-3 bulunuyor. Bu balıklar, omega-3 bileşenlerini yedikleri alglerden alıyorlar. Dolayısıyla, bu alglerin tüketimi de omega-3 almak için yeterli. Ancak tavuk yumurtası, süt, peynir, ceviz, çilek, brokoli, semizotu gibi besinlerle de omega-3 bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/omega-3-ve-omega-6-nedir-ne-ise-yarar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sauropodlar- Dev Dinazorlar</title>
		<link>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/sauropodlar-dev-dinazorlar/</link>
		<comments>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/sauropodlar-dev-dinazorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 15:29:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ntv Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dinazor]]></category>
		<category><![CDATA[dinazorlar]]></category>
		<category><![CDATA[sauropod]]></category>
		<category><![CDATA[sauropod resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[sauropodlar]]></category>
		<category><![CDATA[sauropods resimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ntvbilim.tk/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Sauropolar, boyutları açısından dünyada yürümüş en büyük canlılardı.Sauropodlar devasa boyutlarına ve otobur olmalarına rağmen yeryüzünde 100 milyon yılı aşkın bir zaman boyunca gezegenin devleri olarak varlıklarını sürdürdüler.Hızlı metabolizmalarına rağmen Sauropodların nasıl olup da 100 milyon yıl soylarını devam ettirebildikleri uzun süre bilim dünyasında tartışıldı.Yeni bulgular bu gizemi çözüyor&#8230;
İster otçul,ister etçil olsun,tüm dinozorlar yumurtlayarak çoğalırlar.Dinozorlar bir seferde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sauropolar, boyutları açısından dünyada yürümüş en büyük canlılardı.Sauropodlar devasa boyutlarına ve otobur olmalarına rağmen yeryüzünde 100 milyon yılı aşkın bir zaman boyunca gezegenin devleri olarak varlıklarını sürdürdüler.Hızlı metabolizmalarına rağmen Sauropodların nasıl olup da 100 milyon yıl soylarını devam ettirebildikleri uzun süre bilim dünyasında tartışıldı.Yeni bulgular bu gizemi çözüyor&#8230;</p>
<p>İster otçul,ister etçil olsun,tüm dinozorlar yumurtlayarak çoğalırlar.Dinozorlar bir seferde çok sayıda yumurta bıraktıklarından bazı türlerin yaptığı yuva koruma ve yavru bakımı olmadan bile sayıları çok daha hızlı çoğalabiliyorlardı.Bu da Sauropodların 100 milyon yıl boyunca varlıklarını sürdürüp çeşitlenmelerinin başlıca nedeni olarak görülüyor.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-64" title="brianrhoeto-sauropod" src="http://ntvbilim.tk/wp-content/uploads/2009/05/brianrhoeto.jpg" alt="brianrhoeto-sauropod" width="505" height="397" /></p>
<p>Sauropodlar yırtıcı etçiler karşısından varlıklarını ürkütücü boyutları ve bu boyutlara hızla erişebilmeleri sayesinde koruyabiliyorlardı.Etçilerin dev boyutlara ulaşabilmesiyle çok sayıda Sauropod yumurtasının ve yavrunun onlara neredeyse tükenmez bir besin kaynağı sunmasına bağlanıyor.<br />
Sauropodlar,ağaç tepelerinden otlamaya uygun uzun boyunları üzerindeki kafalarını ağırlaştırmayacak küçük dişlere sahiptiler.Silindir biçimli uçu küt dişler,jura döneminin sert lifli bitki ve yapraklarını koparıp yutmalarını sağlıyordu.Bu bitkilerin besin değeri düşük olduğu için Sauropodlar çok büyük miktarlarda bitkiyi sürekli olarak sindirmek zorundaydılar.Birçok dinozor fosilinin mide bölgesinde bulunan cilalanmış taşların bu dev hayvanların çiğnemeden yuttukları bitkilerin öğütülmesinde yardımcı olmak üzere yutulduğu düşünülüyor.Sauropodların ,güçlü kaslarla donatılmış midelerinde bu taşlar yardımıyla püre haline getirilen besinin daha sonra bazı otçul memelilerde bulunan işkembe benzeri bir ön bağırsakta bakteriler yardımıyla sindirildiğine inanılıyor.<br />
Sauropodlar çok çabuk büyüyorlardı ve 20-30 yıl için de yetişkin boyutlara ulaşıyorlardı.Tabii bu da hızlı bir metabolizma gerektiriyordu.Ancak aynı zamanda bu, aslında aşırı ısınma gibi bir sorunun ortaya çıkmasını gerektiriyordu.Yani yetişkin olduklarında metabolizmalrı yavaşlıyordu.Günümüz hayvanlar aleminde böyle bir şey gerçekleşmemektedir.Bilimcilere göre bu farklı faktörler Sauropodları eşsiz ve uzun yıllar yeryüzünde hakimiyetini sürdürmüş bir canlı yapıyor.Şu ana kadar hiçbir memeli grubu dünyada böylesine üstün bir hayatta kalma rekoru elde edememişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ntvbilim.tk/ntv-bilim/sauropodlar-dev-dinazorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biber Neden Acıdır?</title>
		<link>http://www.ntvbilim.tk/bilim/biber-neden-acidir/</link>
		<comments>http://www.ntvbilim.tk/bilim/biber-neden-acidir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 00:06:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Merak]]></category>
		<category><![CDATA[biber neden acıdır]]></category>
		<category><![CDATA[capsasin]]></category>
		<category><![CDATA[kapsasin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ntvbilim.tk/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[Bitkiler Neden Meyve Üretir?
Bitkilerin meyve üretmekteki temel amacı hayvanları veya diğer tşıyıcıları kendilerine çekip tohumlarının yayılmasını sağlamktır. Ancak bu cevaptan sonra akla şu geliyor. Nasıl acı olan bir şey canlıları kendine çeksin veya bu acı olmanın baska bir nedeni var mıdır?
Peki Biber Niye Acı?
İşte biberin acı olmasının sebebi kendisini, daha dogrusunu tohumlarını gercek düşmana karsı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Bitkiler Neden Meyve Üretir?</h3>
<p>Bitkilerin meyve üretmekteki temel amacı hayvanları veya diğer tşıyıcıları kendilerine çekip tohumlarının yayılmasını sağlamktır. Ancak bu cevaptan sonra akla şu geliyor. Nasıl acı olan bir şey canlıları kendine çeksin veya bu acı olmanın baska bir nedeni var mıdır?</p>
<h3>Peki Biber Niye Acı?</h3>
<p>İşte biberin acı olmasının sebebi kendisini, daha dogrusunu tohumlarını gercek düşmana karsı korumaktır. Biber acı olmasının sayesinde zararlıları bir nebze kendisinden uzak tutmaktadır.</p>
<h3>
Biberi Acı Yapan Nedir?</h3>
<p>Biberi asıl acı yapan şey ise içindeki kapsasin “capsasin” denen kimyasal  maddedir.  Ayrıca bu kimyasalın diğer bir özelliği de mikrop gelişimini büyük ölçüde yavaşlatarak meyveyi korumasıdır.</p>
<h3>
Acı Biberin Faydaları</h3>
<p>Acı biber içindeki bu madde sayesinde sadece kendisini korumuyor ayrıca insanlara da bütyük faydalar saglıyor. Özellikle tropik bölgelerde yaygım olan bazı hastalıklara karşı oldukça etkili oldugu biliniyor. Ayrıca; bu yapay koruyucular ortaya çıkmadan önce insanlar biberi, yemeklerini mikroplaradan korumak amacı ile de kullanmaktaydılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ntvbilim.tk/bilim/biber-neden-acidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<div style="text-align: center;"><div style="position:relative; top:0; margin-right:auto;margin-left:auto; z-index:99999">
Hosting provided by <a href="http://www.nothing4hosting.com/">Nothing4Hosting.com</a>.
</div></div>